Ella Fitzgerald
- Ekin Köklü
- 6 gün önce
- 2 dakikada okunur
Bu ay önemli bir caz sanatçısını anmak istiyoruz. Swing dönemine damgasını vurmuş, hâlâ dinlenen, izlenen ve üzerine konuşulan bir isim: Ella Fitzgerald. Önceki yazılarımızda kendisinden ara ara söz etmiş olsak da bu kez onu doğum günü vesilesiyle ayrıca ele almak istedik.
The First Lady of Song: Ella Fitzgerald

25 Nisan’da doğan Ella, “Şarkının First Lady’si” olarak anılmıştır. Uzun yıllar boyunca Amerika’nın en sevilen caz vokallerinden biri olmuş; 13 Grammy kazanıp 40 milyondan fazla albüm satarak büyük bir başarı elde etmiştir. Esnek ve geniş ses aralığıyla farklı tarzlarda ustalıkla performans sergileyen sanatçı, cazın en önemli isimleriyle çalışmış ve dünyanın dört bir yanında, her kesimden insanı etkileyen konserler vermiştir.
Ella Fitzgerald’ın müzik dünyasına adım atışı, 1934’te Apollo Theater’daki Amateur Night sahnesinde, dans etmek yerine son anda şarkı söylemeye karar vermesiyle başladı. Bu performansıyla Benny Carter’ın dikkatini çekti ve onun desteğiyle önemli bağlantılar kurarak yetenek yarışmalarında başarı kazanmaya başladı.
1935’te sahne aldığı Harlem Opera House’ta Chick Webb ile tanıştı ve kısa süre sonra kendini kanıtlayarak Webb’in orkestrasına katıldı. Sahnenin dışında çekingen bir genç olarak başladığı bu süreç, onu profesyonel caz kariyerine taşıyan güçlü bir çıkışa dönüştü.
Ella Fitzgerald, 1936’da ilk kaydını yaparak profesyonel kariyerine başladı ve Chick Webb’in orkestrasıyla sahne alarak hızla tanındı. 1938’de “A-Tisket, A-Tasket” ile büyük bir çıkış yakaladı ve Webb’in ölümünden sonra grubun liderliğini üstlenerek kariyerinde önemli bir adım attı.
“A-Tisket, A-Tasket” şarkısıyla geniş kitlelere ulaşan Ella, bu dönemde swing müziğin ritmik yapısı içinde vokal kullanımını geliştirmeye başlamıştır; bu yaklaşım, ilerleyen yıllarda "scating" tekniğiyle daha belirgin hâle gelmiştir. Scating, sesin anlamsız hecelerle bir enstrüman gibi kullanıldığı bir caz doğaçlama tekniğidir. Bu tarzda şarkıcılar, melodileri ve ritimleri anlık olarak üretir. Louis Armstrong, Ella Fitzgerald ve Sarah Vaughan gibi sanatçılar scat tekniğini zekâ ve duyguyla birleştirerek kullanmış ama şarkı sözlerinden de hiç kopmamışlardır. “How High the Moon” şarkısı Ella’nın scating tekniğini en iyi sergilediği parçalarından biri kabul edilir. Scating için sadece müzik teorisi ve vokal tekniğini bilmek yeterli olmadığı aynı zamanda doğaçlama becerilerine yaklaşabilmek için bol bol dinlemek ve uzun süre pratik yapmak gerektiği ifade edilmektedir.
Ella’nın Norman Granz ile çalışmaya başlaması onu uluslararası bir yıldıza dönüştürdü, bu dönemde “songbook” serisiyle caz standartlarını yeniden yorumladı. Bu projeler arasında Duke Ellington’ın eserlerine ayırdığı bir albüm de yer aldı ve Ellington ile olan iş birlikleri caz tarihinin en önemli buluşmalarından biri olarak kabul edildi. Yoğun turneler, televizyon programları ve sayısız kayıtla Ella, kariyeri boyunca cazın en etkili ve kalıcı vokallerinden biri haline geldi.
Ella Fitzgerald, güçlü sahne performanslarının yanı sıra sivil haklar hareketine verdiği destekle de öne çıkan bir sanatçıydı. 1940’ların sonunda katıldığı Jazz at the Philharmonic turnesi ve menajeri Norman Granz’ın eşitlikçi tutumu sayesinde ırksal ayrımcılığa karşı önemli bir duruş sergiledi. 1993’te kurduğu Ella Fitzgerald Charitable Foundation ile eğitim ve sağlık alanlarında destek vererek etkisini sahne dışına da taşıdı ve bu yönüyle hem sanatsal hem toplumsal mirasıyla hatırlanan bir isim oldu.

Son olarak bu listede hep en sevdiğim şarkıları var onun da bağlantısını ekliyorum, iyi dinlemeler!




Yorumlar