1920’ler Ankara’sı: Cumhuriyet Baloları, Dans ve Müzik
- Ekin Köklü
- 16 Kas 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 17 Kas 2025
Geçtiğimiz blog yazımızdan bu yana 1 ay geçti. Bu sürede 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı coşkuyla kutlarken 10 Kasım’da Ata’mızı hem hüzünle hem de gururla andık. Mustafa Kemal Atatürk; sadece devlet yönetiminde, kurumlarında değil ülkenin kültüründe de birçok devrim yaptı. Kadınlar ve erkekler Cumhuriyet ile birlikte kamusal alanda çeşitli etkinlik ve faaliyetlerde bulunmaya başladı. Bunların başında da Cumhuriyet baloları geliyordu. Bu yazımızda 1920’ler Ankara’sını, baloları, müziği ve elbette dansı konuşacağız.

Ankara, Cumhuriyet için planlanan bir şehir olmuştu. İhtiyaca yönelik olarak zamanla eğlence mekânları, oteller açıldı. Bu mekânlar, şehre gelen misafirlerin ihtiyaçlarını karşılamak ve Ankaralıların sosyal yaşamını canlandırmak için açılmıştı. 1920’lerin sonundan itibaren Ankara’daki eğlence yaşamı Ulus’ta, özellikle Hakimiyet-i Milliye Meydanı ve çevresinde yoğunlaşmıştı. Ankara Palas, Karpiç, Anadolu Kulübü, Halkevi gibi mekânlar bu bölgedeydi. Eğlence alanlarının Ulus’ta toplanmasının temel nedeni erişilebilirlikti. Yani aslında amacın halkın modern yaşam biçimlerine katılımını ve toplumsal birlik duygusunu güçlendirmek olduğunu görüyoruz.
Ankara Palas o dönem Ankara’da şehre dışarıdan gelenlerin kalabileceği, yemek yiyebileceği ve aynı zamanda şehirdekilerin sosyalleşebileceği bir mekân olarak düşünülmüştü. Ankara Palas’ta her cuma balolar ve haftanın belirli günleri danslı yemekler düzenlenmiştir. Aynı zamanda yukarıda da bahsettiğim gibi Cumhuriyet’in yarattığı yeni kadın imajının sembolik bir ifadesi olmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk balo Eylül 1925’te İzmir’de, Atatürk’ün isteğiyle düzenlenmiş. Bunu bir ay sonra Ankara’da yapılan 29 Ekim Cumhuriyet Balosu izlemiştir. Cumhuriyet balolarında katılımcılar mekâna göre değişmiştir: Ankara Palas’ta devlet yöneticileri ve diplomatlar, orduevinde üst rütbeli askerler, Halkevinde ise halk eğlenmiştir. Atatürk ise Ankara Palas’tan başlayarak bu üç balonun hepsini ziyaret etmiştir.

Şehrin Batılı anlamda ilk sosyal kulübü olan Ankara Palas, Cumhuriyet balolarıyla başlayan müzik etkinliklerine ilerleyen yıllarda da yerli ve yabancı orkestralarla devam etmiştir, hatta yazın bahçesinde “jazz band”ler çalmıştır. ABD’den Avrupa’ya yayılan caz, İstanbul üzerinden Türkiye’ye gelmiş; Ankara’da ise yurt dışından ve İstanbul’dan gelen batı müziği icracıları aracılığıyla duyulmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında caz ve dans müzikleri aynı repertuarda çalınmış, caz zamanla bu dans müziklerinden ayrışarak kendi türünü oluşturmuştur. Bunda açılan mekânların büyük bir önemi vardır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında dans, yeni bir toplumun nasıl görünmek istediğinin âdeta simgesi olmuştur. Cumhuriyet balolarının repertuarında tango, zeybek, vals, kanto ve charleston dansları yer almıştır. Kimi kaynaklarda zamanla balolarla birlikte günlük hayata dansın girdiği ve gazetelerde vals, tango, fokstrot, çarliston (charleston), rumba, samba, one-step, black bottom gibi dansların nasıl yapılacağı fotoğraflarla veya çizimlerle anlatıldığı ifade edilmiştir.

O dönemlerde kurulan Halkevleri de dans konusunda büyük bir devrim gerçekleştirmiş. Türkiye’de bale ve opera ilk kez Halkevlerinde sahnelenmiştir. 1930’larda ünlü bale öğretmenleri Halkevlerine gelerek ders vermiş ve ilerleyen senelerde Ankara Halkevinde Bayan Marga Melike, küçük kızlara dans ve ritmik jimnastik öğretmiştir. Sizler için gazetedeki afişin görselini ekliyoruz, buraya tıklayarak göz atabilirsiniz.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan dans geleneği, Ankara’nın kültürel dönüşümünün simgesi olmuştur diyebiliriz. Bugün attığımız her adımda o dönemin ritmini ve heyecanını hissetmek mümkün. Dans, geçmişle günümüz arasında bir köprü gibi, Cumhuriyet’in ruhunu hâlâ yaşatıyor bana kalırsa.







Yorumlar