top of page

"Arkası yarın" vol.2 - Uluslararası festivaller & komünite

  • Yazarın fotoğrafı: Ceren AY
    Ceren AY
  • 16 Şub
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 Mar

Bu sefer de Budapeşte seyahatinden dönerken bu satırları yazıyorum. Uçak yavaş yavaş doluyor ve eve dönme vakti geliyor. Budapeşte’ye - Herrang’den arkadaşım Barbara Joo’nun ve okulu Keep Swinging’in organize ettiği One Minute Challenge’a - davetli olarak geldim. Davetli kelimesini duyunca aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama pek de şaşaalı bir olayının olmadığını söyleyebilirim. Yani havaalanından alınıp 5 yıldızlı otelde sizin adınıza rezervasyonlu odanıza gidip biraz dinlenip üstüne akşam yemeği organizasyonu için kapıdan yine arabayla falan alınmıyorsunuz 😅 Genelde bizim komünitede davetli demek party pass karşılığında festivale ücretsiz “davetli” olarak girebiliyorsunuz demek oluyor.


Benim gibi bu komünitede 7/24 çalışan insanlar için One Minute Challenge gibi festivallere gidebilme imkanı da dışarıdan gözüktüğü veya çokça duyduğum “ooo demek Budapeşte’ye festivale gidiyorsun, valla hayat sana güzel, gez, toz, dans et!” gibi pek olmuyor. Hepimizin bildiği gibi ulaşım, konaklama ve yeme-içme-gezme masrafları için bir bütçe ayırmak bir kaç aylık gelire denk gelebiliyor (Kim ne kadar kazanıyor onu da bilmiyorum ama benim en az 3-4 aylık gelirim olur gibi 🙃). O yüzden varsa bir arkadaşın koltuğuna kıvrılıp, yemeğimizi evde yapıp, tabana kuvvet gezip tozuyoruz. Festivalde davetli olunca da tabii ki geçip kenara oturmuyorum. Eşya mı taşınacak, sosyal medya için video mu çekilecek, poster mi düşmüş onu yapıştıralım derken mümkün olduğunca organizatörlere yardım etmeye çalışıyorum. Çünkü komünite demek böyle bir şey benim için. Bu şekilde yurtdışındaki festivallere gitmek aslında herkesin yapabileceği bir şey. Emin olun her organizatörün her zaman -isteyemese de veya itiraf edemese de- çokça yardıma ihtiyacı var!



Peki o festivalleri bulabilmek için ne yapıyoruz? Bir önceki yazımda bahsettiğim swingplanit.com'a girin, istediğiniz kıtada, tarih aralığında ve dans stilinde bir festivali seçin ve gönüllü çalışmak için başvurun. Bu kadar basit! Hatta yaz tatilinizi Herrang’de bir veya iki hafta hem çalışıp hem de gönlünüzce dans ederek neden geçirmeyesiniz. Tabii ki 6 hafta için de gidebilirsiniz 😅 Kampın sosyal medya müdürü olarak da burada reklamını yapayım: özellikle kampı sıfırdan kurduğumuz setup haftasını şiddetle tavsiye ederim. Peki o hafta nasıl bir şey oluyor diyenler aşağıdaki videoyu izleyebilir.



Setup haftasında çalışmak bedenen inanılmaz yorucu, yalan yok! Ama o hafta kurulan arkadaşlıklar, dayanışma ve beraberlik gibisi yok. Üff! Hele hava da güzel olursa isteyenler denize veya çeşitli göllere gidip mini deniz-güneş sefası da yapabilir, bisikletle İsveç’in ormanlarında turlayabilir ya da marinaya yürüyüş yapıp güneşi batırabilir. Bu arada Herrang’de gönüllü çalışmak için başvurular 15 Nisan’da kapanıyor. Ben yine de başvuruyu son güne bırakmamanızı tavsiye ederim, çünkü yapılan başvuruları inceleyip uygun kişileri uygun pozisyonlara yerleştirmeye çoktan başladık. Son bir bilgi: başvuru kısmında size kimin referans olabileceğini soruyoruz ve buraya beni yazabilirsiniz amma velakin son zamanlarda sadece sima olarak tanışık olduğum rastgele insanlar bana gelip “Herrang için gönüllü başvurusu yaparken seni referans yazdım” diyip gidiyorlar. Ah keşke öncesinde referansınızı bilgilendirseniz çünkü kontrol ediliyor ve yerleştirileceğiniz pozisyona uygunluk durumunuz danışılıyor.


Herrang'de verdiğim tadımlık atölyelerden bir hatıra 💞
Herrang'de verdiğim tadımlık atölyelerden bir hatıra 💞

Herrang’den biraz daha bahsetmek gerekirse kesinlikle benim için komünite olmanın ne demek olduğunu iliklerimize kadar yaşatan bir kamp. Dansçılar tarafından dansçılar için yaratılan bir kamp! Hiçbir başka festivale ya da etkinliğe benzemiyor. Tam olarak sadece yaşayanların anladığı bir tecrübe. Sanki tüm dünya orada olmadığı için çok yazık oluyor. Zaten hep Herrang’de yaşadığımız şekilde yaşamalıyız ama sad

ece yılda 1 ay kadar yaşayabiliyoruz gibi hisler şelale… Çalışmaktan çok yoruluyoruz ama bir yandan da inanılmaz üretkeniz, yaratıcıyız, neredeyse hiçbir şey imkansız değil (böyle çılgın şeyler de yapıyoruz ama tabii önce güvenlik). Sürekli birileri kampın çeşitli yerlerinde müzik yapıyor, dans ediyor, çalışıyor, üretiyor… sürekli derken ger-çek-ten sü-rek-li!!! Bu kadar çok uyarıcının bir arada olduğu bir yerde tabii ki kişinin kendi enerjisini ve kapasitesini de ona göre organize etmesi inanılmaz önemli oluyor. Hatta sırf bu yüzden FOMO (fear of missing out) yerine JOMO’yu (joy of missing out) çokça öne çıkarıyoruz. Ama derseniz ki “canım ölünce uyurum, dinlenirim” ya da “atın ölümü arpadan olsun” orasını tabii ki siz bilirsiniz 😉


Son olarak bu yazıyı Herrang’in bir “yarışma festivali” olmadığını belirterek kapatmak isterim. Yarışma festivali aslında benim koyduğum bir etiket ama uluslararası komünitede arkadaşlarla konuşurken de geçerli olduğunu gördükçe belli başlı ayrımları yapmak üzere kullanmaya devam ettim, ediyorum 😎  Eh tahmin edersiniz ki bir sonraki yazım festivaller ve yarışmalar üzerine olacak. Naber ILHC? 😉


Arkası yarın.. Ya da haftaya diyelim…

 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube

©2023, lindyhopcompany.com. Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page