Cotton Club, Alhambra ve Renaissance Ballroom
- Ekin Köklü
- 24 Tem 2025
- 2 dakikada okunur
Lindy Hop’umuzun doğduğu, Frankie Manning’in bir numaralı mekanı olan Savoy Ballroom’dan defalarca bahsettik ve bahsetmeye devam da edeceğiz. Ancak bu hafta Harlem’deki diğer kulüplerden bahsetmek isterim. Harlem’de Savoy’dan önce ve sonrasında varlığını devam ettiren bu mekanlardan Cotton Club, Alhambra ve Renaissance Ballroom üzerinde duracağız.
Renaissance Ballroom ya da halk arasında “The Renny” olarak da bilinen Harlem’deki efsanevi mekanlardan biriydi. Kapılarını 1921’de açan Renaissance Ballroom, döneminin önemli eğlence merkezlerindendi. Harlem’deki siyahiler tarafından kurulmuştu ve işletiliyordu. Dans, caz ve birtakım etkinliklerle Harlem Rönesansı'nın ruhunu yansıtmaktaydı. Duke Ellington ve Count Basie gibi efsaneler burada sahne aldı. Aynı zamanda siyasi toplantılara ve spor etkinliklerine da ev sahipliği yaptı. Salonun Harlem Rens adında siyahilerden oluşan bir basketbol takımı bile varmış! Ve Renaissance Ballroom’da taşınabilir potalarla basketbol oynanıyormuş. 1990’larda atıl durumda olan mekan; Jungle Fever filminde uyuşturucu mekanı olarak gösterildi. Ne yazık ki Renny, sonrasında da yıkılarak yerine lüks bir apartman yapıldı. Renaissance Ballroom o dönem siyahilerin bir araya gelerek dans ettiği, sosyalleştiği önemli mekanlardan biri olarak yer etti. Renaissance’da o dönem Charleston revaçtaydı. Ama minik minik Lindy Hop’un temelleri de orada atılıyordu…

Bir diğer mekan Alhambra’ydı. Alhambra 1900’lü yılların başında tiyatro salonu olarak açılmış sonrasında sinema salonuna dönüştürülmüştü. 1920’lerin sonunda Alhambra’nın üst katlarında balo salonu açılır ve Billie Holiday, Duke Ellington, Bessie Smith gibi isimlere ev sahipliği yapmaya başlar. Ancak ne yazık ki Alhambra pandemiyle beraber işletmenin getirtiği finansal zorluklar yüzünden 2020 yılında iflas ilan etti.
Alhambra ve Renaissance Ballroom, Manning’in de bahsettiği diğer önemli salonlardı ancak Savoy gibi değillerdi. Manning, Savoy’da sadece Lindy Hop yapılırken Renaissance ve Alhambra’da foxtrot ve twostep yapıldığını ifade ediyordu. Renaissance’tayken de en büyük hedeflerinin Savoy’da dans etmek olduğunu da ekliyordu. Ayrıca Alhambra ve Renaissance yuvarlak bir salonken Savoy dikdörtgen biçimindeydi ve çok büyüktü!

Gelelim Cotton Club’a… Cotton Club’ın swing döneminin bir simgesi olarak yüceltildiği ancak arkasında klişeler ve ayrımcılıkla dolu bir tarihin olduğunu ifade edilmekte. Jack Johnson, 1920 yılında Harlem’de bir kumarhane satın aldı. Club Deluxe adıyla açılan Johnson’un mekânı ne yazık ki tutmadı. Sonrasında Gangster Owney Madden 1923’te bu mülkü satın alıp ismini Cotton Club olarak değiştirdi. O dönem içki yasağı vardı (American Prohibition era) ve Madden burada kendi içkisini satmak istiyordu. Yani Cotton Club bir speakesy kulübüydü. Speakesy içki yasağı döneminde içki servisi yapan gizli (veya yarı gizli) mekânlar için kullanılan bir ifadeydi. Madden, kulübü sadece beyazlara açık hale getirdi ve dönemin ırkçı klişelerini pekiştiren bir dekorasyon kullandı. Cotton Club gösterişli ve büyük bir kulüptü. Mekâna yalnızca beyazlar kabul ediliyordu. Duke Ellington, Louise Armstrong, Count Basie gibi şarkıcılar mekânda çalsalar da seyirciler arasında oturamıyorlardı. Dansçılar açık (!) tenli, uzun ve genç olmalıydı.

Cotton Club, 1935 yılında ırk ayaklanmalarının ortaya çıkması ve güvenlik endişeleriyle kapatıldı. Tekrar açılsa da 1940 yılında kira maliyetleri, müzik zevklerinin değişmesi nedeniyle kesin olarak kapatıldı.
Savoy, Harlem’de ırk ya da cinsiyet ayrımı olmaksızın herkesin gidip dans edebildiği, özgürce eğlenebildiği bir mekândı. Cotton Club ise siyahları yalnızca “sahneye çıkmaları” için kabul ederek onları izleyici olarak bile içeri almıyordu. Savoy’daki eşitlikçi ve özgür atmosfer, Lindy Hop’un doğuşuna zemin hazırladı. Cotton Club ise ırkçılığı adeta şık bir ambalaja sarıp sunuyordu.








Yorumlar